Uzmanından tiroit kanseri uyarısı: Boyundaki ağrısız şişlik ilk sinyali olabilir!

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İldem Deveci'ye göre boynunuzda fark ettiğiniz küçük ve ağrısız bir şişlik, sesinizdeki inatçı bir kısıklık ya da yutkunurken yaşadığınız güçlük, boynun ön ve orta kısmında yer alan tiroit bezindeki kanserin ilk sinyalleri olabilir.

18 Haz 2026 - 19:15 YAYINLANMA
Uzmanından tiroit kanseri uyarısı: Boyundaki ağrısız şişlik ilk sinyali olabilir!

Prof. Dr. İldem Deveci, tiroit  kanserlerinde erken evrede tanı konulan hastalarda sağkalım oranlarının oldukça yüksek olduğunu vurgulayarak, önemli uyarı ve tavsiyelerde bulundu.

Dünyada görülme sıklığı en hızlı artan kanser türü ama…

“Erken tanı için özellikle risk grubunda yer alan kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi ve boyun bölgesinde fark ettikleri değişiklikleri ciddiye alarak bir uzmana başvurması büyük önem taşımaktadır" diyen Deveci, "Tiroit, boynun ön kısmında yer alan ve vücudun metabolizma hızını düzenleyen hormonların üretiminden sorumlu olan önemli bir salgı bezi. Hormonal etkenler, baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapi öyküsü, çevresel radyasyon maruziyeti ya da genetik yatkınlık nedeniyle tiroit bezi hücrelerinde kontrolsüz çoğalmalar oluşabiliyor." dedi.

Tiroit kanserlerinin dünyada en hızlı artış gösteren kanser türleri arasında yer aldığına dikkat çeken Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İldem Deveci, “Dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 bin yeni tiroit kanseri vakası tanı alırken, Türkiye'de bu sayı yıllık ortalama 30 bine ulaşmaktadır. Ancak bu artışın önemli nedenlerinden biri, rutin muayene ve check-up uygulamalarının yaygınlaşmasıdır. Bununla birlikte ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinin daha sık kullanılması da henüz belirti vermeyen küçük tümörlerin daha erken evrede saptanabilmesini sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.

Ağrısız şişlik ilk işaret olabilir

 

Tiroit kanserlerinin en sık 20-60 yaş aralığında görüldüğünü, kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 4 kat daha fazla rastlandığını aktaran Prof. Dr. İldem Deveci, bunun en önemli sebebinin üreme çağındaki kadınlarda östrojen hormonunun tiroit dokusu üzerindeki etkileri olduğunu belirtti.

Tiroit kanserlerinin genelde erken dönemde belirti vermediğini, sadece görüntüleme yöntemleriyle tespit edilebildiğini ifade eden Prof. Dr. İldem Deveci, “Ancak kanser büyüdükçe en sık boyundaki orta hatta ele gelen ya da gözle görülebilen şişlikler oluşturmaktadır. Bu şişlikler çoğu zaman ağrısız ve sert yapıdadır. Kanser büyüdükçe çevre dokuları da etkileyerek ses kısıklığı, yutma güçlüğü ve boğaz ağrısına neden olabilir. Lenf nodlarına da metastaz yaparak boyun yan taraflarında da şişlik oluşturabilir.” diye ekledi.

Ailede tiroit hastalığı varsa, dikkat!

Tiroit kanserlerine  karşı riskli grupta bulunan kişilerin düzenli doktor kontrolünden geçmesinin önemine dikkat çeken Deveci, “Özellikle ailesinde tiroit hastalığı ve otoimmün hastalığı olanların, daha önce baş veya boyun bölgesine ışın tedavisi almış olanların, hamilelerin, iyot eksikliği sık rastlanan bölgelerde yaşayanların ve 35 yaş üstü kadınların rutin muayene olması son derece önemlidir.” şeklinde konuştu.

Şüpheli nodülde biyopsi şart

Tiroit kanserlerinde tanı sürecinin çoğu zaman muayene sırasında tiroit nodülü veya boyun lenf bezlerinde şüpheli bulguların saptanmasıyla başladığını söyleyen Prof. Dr. Deveci, “Şüpheli nodüllerde ultrason eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılarak alınan örnekler patolojik olarak değerlendirilir ve kesin tanıya ulaşılır. Gerektiğinde kan tetkikleri, genetik incelemeler ile bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme gibi ek yöntemlerden de tanı ve tedavi planlamasında yararlanılabilir." dedi.

Tiroit bezinin tümü alınmayabiliyor!

Tüm kanser türlerinde olduğu gibi tiroit kanserlerinde de erken tanı ile tedavideki başarı oranının yükseldiğinin altını çizen Prof. Dr. İldem Deveci, “Erken evrede yakalanan ve tedavi edilen vakalarda sağkalım oranları oldukça yüksektir. Erken evrede yakalandığında kanser için tiroit bezinin tümü alınmadan sadece kanserli tarafın alındığı kısmi cerrahilerin de yapılması mümkün olabilmektedir. Bu sayede hastaların ömür boyu hormon ilacı kullanma ihtiyaçları ortadan kalkabilmektedir. Erken evre vakalarda ameliyat sonrası kemoterapi ve radyo aktif iyot tedavisi olarak bilinen atom tedavisi gibi ek tedavilere de çoğunlukla ihtiyaç olmamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Tiroit kanserinde temel tedavi cerrahi

Tiroit kanserlerinde temel tedavi yöntemini cerrahinin oluşturduğunu kaydeden Deveci, hastalığın evresine göre yalnızca kanserli bölümün çıkarılması yeterli olabilirken, bazı hastalarda tiroit bezinin tamamının alınmasının gerekebildiğini aktardı.

Deveci, "Boyun lenf bezlerine yayılım saptanması durumunda ise aynı operasyon sırasında bu dokular da temizleniyor. Tedavide amacımız tümörlü dokuyu tamamen ortadan kaldırırken hastanın yaşam kalitesini korumaktır. Tiroit kanserlerinde cerrahi planlama hastalığın evresine ve yayılım durumuna göre kişiye özel olarak yapılmaktadır. Hastalarımızın büyük bölümü ameliyattan sonra 1-2 gün içerisinde taburcu olmakta ve yaklaşık bir hafta içinde günlük yaşamlarına dönebilmektedir” dedi.

Prof. Dr. Deveci, hastalığın evresine göre cerrahi sonrasında radyoaktif iyot tedavisi veya diğer ek tedavilere ihtiyaç duyulabileceğini belirtti.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: